25.10.2019

 -Hah, yine geldin.

+İstemiyorsan gidebilirim, ama şunu da hatırlatmam gerekir ki, günlerdir benden kopamıyorsun. “Bir şey söylemek istiyorum” diye çağırıyorsun, dediğin en anlamlı cümleyse “All i wanna be is everything(Tek istediğim her şey olmak)” oluyor, ki o da şarkı sözü. Resmen kandırılıyorum, haksızlık bu.

-Allah Allah, bıktın benden yani?

+Hayır ya, hiç olur mu öyle şey, dans ediyorsun ya sen, deli gibi hem de, hiç bıkabilir miyim?!

-Deli gibi? Teşekkür ederim iltifatın için... Doğru söze ne denir ki zaten?!

+Umarım bu attığın trip değildir. Sen değil misin normallere burun kıvırıp delilere ve deliliğe aşık olan? Alice’in babasının dediği gibi : “Maalesef sen delisin, çatlaksın, sıyırmışsın. Ama sana bir sır vereyim mi, iyi insanların çoğu öyledir” repliğini neredeyse hayat felsefen haline getiren ben miyim yoksa?!

-Şaka yaptım ya, sen de amma abarttın. Tabi ki de deli olmak güzeldir, en sevdiğim tarafıysa “Her kes ne der?” sorusunu normallerden daha az takmak. Takmamak demiyorum, çünki, biliyorsun, takıntıları olan bir deliyim ben. Her ne kadar eskisine göre çok az olsa da, var sonuçta...

+Bu şarkıyı değiştir ama, çok yavaş, tüm yazma enerjin çekiliyor.

-Bitti bile. Bu arada yeni başlayanı biliyorsun, değil mi? Ha ha ha...

+Kesinlikle, ha ha, şu an hangi şarkıdan bahsettiğimizi sadece ikimiz biliyoruz, değil mi?

-Evet, yazar olmanın en sevdiğim tarafı. Paylaşmak istemedikçe kimse ne anlattığını bilmiyor. Bu arada buradan okurlarıma sesleniyorum: “Özür dilerim ama bu şarkı ben ve hayali arkadaşım arasında bir sır.” Bir dakika ya... Senin ismin yok mu?

+Bilmem, var mı?

-Murat değil mi?

+Hayır, akıllı bıdık, o ayıcığın ismi. Benim ismim yok. “Hayali arkadaş” lafını da yazılarını paylaşırken yazdın zaten. Yoksa karmakarışık bir şeydim. Bazen konuşmak isteyip te konuşamadığın biri oluyordum, bazen hiç tanışmadığın arkadaşın, bazen de ayıcık. Ayıcık. Hiç olmazsa gidip kendisiyle konuşsaydın.

-Ama o konuşmuyor, biliyorsun, sadece dinliyor. Hem bazen evden uzakta olduğumda onu göremiyordum, ne yapsaydım, normalleşse miydim?

+Yok, doğru olanı yaptın. Gelip beni şekilden şekle soktun, çok memnunum.

-Mızmızlık yapma hemen. Bu konuyu açtıysak demek ki seni belirli bir şekle sokmaya çalışıyoruz işte.

+İyi o zaman, isimden mi başlasak, görünüşten mi?

-Önce belli olanları söyleyeyim: “İnsansın, bir de erkeksin.”

+Emin misin? Sesim hiç öyle çıkmıyor da...

-Sen benim iç sesimsin, hatırlatmama gerek var mı acaba? Ben kızım, doğal olarak iç sesim de kız sesi.

+Bana ne, o zaman hayali arkadaşın da kız olsaydı... Hem bir dakika, hani ben senin hayali arkadaşındım, ne ara iç sese terfi ettim?

-İkisi de aynı şey değil miydi? Kafam karıştı...

+Değildi, canım benim... Yoksa öyle miydi? Benim de kafam karıştı...

-O zaman şöyle diyelim: “Sen iç sesimin dışarı çıkıp hayali arkadaşa dönüşmüş versiyonusun.”

+Hımm, o zaman görüntüm de olmuyor, değil mi?

-Yok, olmuyor, canım benim.

+Ya, oysa ki ben de kendime tarz belirlemiştim...

-Nasıl bir tarzmış, merak ettim, anlatsana bir az.

+Madem ısrar ediyorsun, anlatayım. Şöyle gür, dağınık saçlar, simsiyah gözler, uzun kirpikler...

-Yeter, yeter, tamam. Ya sen benim arkadaşımsın, sana aşık olmam gerekmiyor... İyi ki görüntün yokmuş...

+Ne o? Görünüşümü seçebilmemi kıskandın mı? Madem ben kendi görüntümü hayal ettim, sen de hayal et o zaman. Ne de olsa hiç birimizin hayali gerçekleşmiyor, rahat ol.

-Hadi ya, çok rahatladım şu an... Neyse, anlatayım bari. Mor saçlar, mor gözler, 1.75 sm boy...

+Ha ha ha... 1.75 sm boy mu? Ha ha ha... Ben de neye şaşırıyorsam, boy küçük ya, tabi hayalini kuracak. Ha ha ha...

-Gülme! Küçükken kurmuştum bu hayali bir kere, şimdi değil. Daha boyumun uzayacağına inandığım zamanlar. Bana “Birden-bire uzayacaksın” diyorlardı, ben de inanıyordum, ne yapayım?

+Kırıldın mı, gülüm bana? Şaka yaptım ya...

-Yok ya, kırılmadım... Cidden. Dalga geçen 200 İQ’leri hatırladıkça iyi ki 1.51 sm’yim diyorum hep. En azından aklım onlarınkı kadar değil, Allah korusun...

+Allah korusun...

-Bebişim, benim uyku vaktim geldi, kaçıyorum ben, tamam?

+Kaç, tamam. Bu arada “Mor saçlar ve mor gözler”i unutmadım, belirteyim.

-Ha ha, unutma, tamam. Biliyorsun, mor renk unutulamaz zaten.

+Evet, hem de seninle birlikteysem hiç unutamam.

-Hiç unutma zaten.

+Baş üstüne, kraliçem, unutmam... Hoşçakal, seni seviyorum.

-Ben de seni.....

Yorumlar