Kayıtlar

13.09.2020

  - 20 ya şında yeni diş çıkarmak ne ya? Çocukların ne çektiğini şimdi anlıyorum. + Ha ha ha. Sen yeni diş mi çıkarıyorsun? - Evet, canım, akıl dişi. Sakız alsana bana, LÜTFEN... + Hayali arkadaşlar sakız alamaz,unuttun mu? Hem alsam da hayali sakız alarım, yine çiğneyemezsin ki zaten. - Doğru ya... Neyse, boş ver sakızı, bak ben sana ne diyeceğim... + “İnadına aşk” mı izlliyorsun sen? - Hemen de anladın, ben de onu diyecektim. Çok özlemişim yaa... Her sahnesini özlemişim, tabi Yalın ve Defne’nin küstüğü bölümler hariç, bir de Ezgi’nin gittiği kısmı... + Fragmanını bile ezberlerdin, ben bile hala müziğini duyunca hatırlıyorum. - O ne ki? Ben hala replikleri ezbere biliyorum. Paslandım tabi ama komik kısım daha başlamadan gülmeye başlıyorum)... Ama bu internet te doğru-düzgün çalışmıyor ki, son üçe kimin kaldığını kaçıracağım. + Son üç derken? - “Masterchef Türkiye” işte. Çok merak ediyorum. + Merak ediyorsan neden televizyondan izlemiyorsun? - Orası uzun hik...

04.09.2020

  - Hello. + If you came to talk to me probably something’s going on, what happened? - I’m fine, thanks, what about you? + Come on, we both know that you’re not. So leave cliches and tell me what’s going on. - Okay… I admit I’m not okay. I feel like spring without flowers, summer without sea, autumn without wind, winter without snow. Like after rain without a rainbow. I don’t know what the problem is but sure something’s not right. “Something is really… Something’s not right… Really wrong… ” + Using songs to say truths. It’s good. - Yeah, and listening songs while writing this. + Awesome. It means there’s still a hope to feel good again. - Does it? + Absolutely. “Life ’s not perfect but some moments are”. We should just find these moments. - Hey, I’ve seen this word on Instagram. How’d you know that? +   I’m your imaginary friend, isn’t it normal for me to know what you know? - Yeah, logical. + As long as you use logic. - Don ’t mess up with me. +...

10.08.2020

 - “Özledim, gülüm, özledim seni...” + Anlaşıldı, yine can sıkıntısından şarkılarla konuşma aşamasına geçilmiş. Ama ben daha çok beni özlemene takıldım, gerçekten özledin mi beni? - Özleyemez miyim? + Her kes özleyebilir de, konu sen olunca şaşırmak ta normal yani. “Özlemek” duygusu sende pek olmaz ya hani. - Doğru, ama anlık hatırlamalar olur, şanslısın ki seni özlediğimde konuşacak kadar enerjim oluyor çoğu zaman. + Neden acaba? Hayal olduğum ve benimle konuşman için sadece düşünmenin yettiği için olabilir mi? - Ha ha ha. Olabilir... + Pışt. Bugünkü mood’un nasıl? - Seninle sohbetimizi yazmak için bilgisayarı açacak kadar enerjik ama uykum geldiği halde yan odaya geçemeyecek kadar yorgun. Stalk yapacak kadar normal ama sebepsizce mutsuz... Bazen düşünüyorum da, keşke sen gerçek bir insan olsaydın, hatta çocukluğumdan bu güne kadar tanıdığım birisi olsaydın. + Dünyada 7 milyardan fazla insan var ve sen hayali arkadaşının gerçek olup en yakın arkadaşın olmasını mı...

20.05.2020

 +Beni tanımadan yıllar önce de benimle konuşuyordun, bunu mu demek istiyorsun? -Aynen öyle. Aslında sen de benimle konuşuyordun, ama o zaman senin hayali arkadaş olduğunu bilmiyordum, kendi-kendime konuştuğumu düşünüyordum. +Küçük bir hatırlatma: “Şimdi de kendi-kendine konuşuyorsun).” -Ne demek istediğimi anladın, lafımı bölme. +Tamam, tamam, devam et. Ne diyordun? Yazılardan bahsediyordun. -Evet, türkçe yazdığım ilk yazıların bazılarında uzaklarda biriyle konuştuğumu hayal ederek yazmışım. Şimdiki gibi yaşadıklarımı açıkça anlatmamışım, sadece hayal etmişim, ama yine de seninle konuşmaya çalışmışım. Böyle bir sürü yazı var, az önce biri denk geldi, onu okudum. +Bana da okur musun? -Tabi ki okurum. Hatta hiç bir şeyi değiştirmeden nasıl yazdıysam öyle yazacağım buraya da. +Çok güzel olur. - “Hey! Ordamısın? Sana diyorum. Beni duyduğunu biliyorum. Dinle. Benim gerçekten hiç bir günahım yok. Hepsini o yaptı, gerçekten. Eğer ki bana inanmazsan kendimi öldürürüm. Sa...

08.11.2019

 -Sabahın xeyir. Mən də səni gözləyirdim. +Bu şərəfə necə nail olduğumu öyrənə bilərəm, xanım? ... Hə, anladım. Yenə kompüter, yenə “Xəyali dostla xəyali söhbət”? -Təbii ki. Səninlə yazdıqlarım ən sevdiklərimdəndir. Əslində bütün yazdıqlarımı sevirəm. Amma sənin yerin ayrıdır. +Çox təşəkkür edirəm, qürurlandım... Bəs... Niyə türk dilində deyil? Hər zaman türkcə yazırdın. -Azərbaycan dilində yazmağımı tövsiyə etdilər, mən də yoxlamaq istədim. Düzü, azərbaycan dilində yazdığım kitabı bilmədikləri üçün normal haldır. +Hə, həmin kitab. Adı da... -Sus. Sakit dur. Az qalsın adını deyirdin. +Necə deyə bilərəm axı? Yazını sən yazırsan. İstəməsən yazmazsan. -O da düzdür. +Yeri gəlmişkən, azərbaycan dilində niyə yazmadığını bilmək istəyərdim. Heç bilmirəm sanki. Nəysə, sən təsəvvür et ki, bilmirəm. De. -Yaxşı, deyim. Əslində mən müxtəlif dillərdə yazmağı çox sevirəm. Məsələn, daha öncə yazdığım “Biz ölüyoruz.....” ingilis dilində yazılmışdı. Sonra türk dilinə tərcümə etdi...

25.10.2019

  -Hah, yine geldin. +İstemiyorsan gidebilirim, ama şunu da hatırlatmam gerekir ki, günlerdir benden kopamıyorsun. “Bir şey söylemek istiyorum” diye çağırıyorsun, dediğin en anlamlı cümleyse “All i wanna be is everything(Tek istediğim her şey olmak)” oluyor, ki o da şarkı sözü. Resmen kandırılıyorum, haksızlık bu. -Allah Allah, bıktın benden yani? +Hayır ya, hiç olur mu öyle şey, dans ediyorsun ya sen, deli gibi hem de, hiç bıkabilir miyim?! -Deli gibi? Teşekkür ederim iltifatın için... Doğru söze ne denir ki zaten?! +Umarım bu attığın trip değildir. Sen değil misin normallere burun kıvırıp delilere ve deliliğe aşık olan? Alice’in babasının dediği gibi : “Maalesef sen delisin, çatlaksın, sıyırmışsın. Ama sana bir sır vereyim mi, iyi insanların çoğu öyledir” repliğini neredeyse hayat felsefen haline getiren ben miyim yoksa?! -Şaka yaptım ya, sen de amma abarttın. Tabi ki de deli olmak güzeldir, en sevdiğim tarafıysa “Her kes ne der?” sorusunu normallerden daha az takmak....

19.10.2019

-Gel, konuşalım. Yazı yazmak istiyorum... Ya da git, vazgeçtim, yazmayacağım... “Gel, ya da git, böyle yapma...” +”Benimle oynama, söyledim sana, şansını zorlama...” -Ne oldu, gerisini bilmiyor musun, ha? +Sanki sen biliyorsun. Neyse, başla. Bu günün konusu ne? Yine nasıl şişireceksin başımı? -Yine ters tarafımızdan kalkmışız, müsyo. Bu ne tavır ya, oysa ki ben sana güzel bir bilmece hazırlamıştım... +Ters tarafımdan kalkmışmışım. Sabahın köründe beni uyandır, sonra da şikayet et. -Ne sabahın körü ya, saat 12-yi 8 geçiyor. Ben 9 buçukta uyandım, keşke o zaman uyandırsaydım seni de, görürdün o zaman gününü. +9 buçuk mu? Oha... Tamam, tamam, bu saatte uyanmaya razıyım, yeter ki daha erken uyandırma. (Sonra sırf gıcıklığına erken uyandırır falan, suyuna gideyim en iyisi)... -Duyuyorum seni, bebişim. Alçak sesle konuşsan da, içinden geçirsen de duyuyorum, boşuna uğraşma. +Ya öff, hayal olmak ta ne zormuş, arkadaş... Ee? Sen bana bilmece soracaktın, sorsana. -Ha, iyi ki ...